Genel Özellikleri:
1)
Taşınmaz
mülkiyetinin kısıtlanması kanundan kaynaklanabileceği gibi iradî olarak da
kısıtlanabilir. Kanunî kısıtlamalar birer zorunluluk ve tüm taşınmaz
maliklerinin uymaları gereken kurallar iken iradî kısıtlamaların yapılıp
yapılmayacağı taşınmaz malikinin takdir ve tasarrufuna bırakılmıştır.
2)
Kanunî
kısıtlamalar 3 nedene dayanmaktadır. Bunlar;
· Komşuluk
hukukundan kaynaklı olarak komşu yararına kısıtlamalar,
· Kamu düzeninden
kaynaklı olarak toplum yararına kısıtlamalar ve nihai olarak
· Paylı mülkiyet
hukukundan kaynaklı olarak paydaş yararına kısıtlamalardır.
3)
İradî
kısıtlamalar ise kanunda belirtilmiş hâllerde tarafların tasarruflarıyla
mümkündür. Bu hâller ön alım hakkı, geri alım hakkı ve alım hakkıdır.
4)
Kanundan
doğan kısıtlamaların kendine mahsus özellikleri vardır. Bunlar;
· Kanundan doğan
kısıtlamaların mevcudiyet doğurması için tapu kütüğünde tescile gerek
duyulmaması,
· Kamu yararına
yönelik olarak konulmuşsa sözleşmeyle değiştirilemeyecekleri ve
· Değiştirilebilecek/kaldırılabilecek
olan kanundan doğan kısıtlamaların değiştirilebilmesi/kaldırılabilmesi ancak
resmi şekilde düzenlenecek sözleşmeyle mümkün olması ŞEKLİNDEDİR.
5)
Kanundan
doğan kısıtlamalar kısıtlamalar katlanma, kaçınma veya olumlu davranışta
bulunma şeklinde olabilecektir.
6)
Komşuluk
hukukundan doğan kısıtlamalara örnek olarak;
· Aşırı kullanmama,
* Zararlı kazı ve yapılardan kaçınma, * Ağaç kök ve dallara katlanma, * Suların
akışına engel olmama, * Geçit hakkı tanıma, * Masraflara katılma vb.
şekillerdedir.
7)
Toplum
yararına getirilen kısıtlamalara örnek olarak;
· Orman ve meralar
girilmesine katlanma, * Sürüklenen şeylerine alınmasına katlanma, * Zorunluluk
hâline katlanma, * Toprağın iyileştirilmesine katlanma ve *Diğer hukukî
kısıtlamalara katlanma şeklindedir.
a)
Paydaş Yararına Kısıtlama
8)
Paydaş
yararına kısıtlamaların en mühimi ön alım hakkının kullandırılmasıdır.
9)
Paylı
mülkiyete dayalı bir eşyada paydaşlardan birisi payını kısmen veya tamamen
satacağı vakit diğer paydaşların 3. Kişilerden önce ön alım hakkı
bulunmaktadır. Bu durumun istisnası payın cebri icrayla satılıyor oluşu
hâlidir. Pay cebri icrayla satılıyorsa paydaşlar ön alım haklarını
kullanamayacaklardır.
10)
Satışı
yapan paydaş hariç diğer paydaşlar için ön alım hakkından feragat ile ön alım
hakkından vazgeçme farklı kurumlardır. Gerçekten de ön alım hakkından vazgeçme
sadece bir satış işlemine karşı geçerli olabilecekken ön alım hakkından feragat
tüm satış işlemlerine karşı geçerlidir. Ön alım hakkında feragatin mümkün
olması, feragatin resmi şekilde yapılmasına ve tapuya şerh edilmesine bağlıdır.
Ancak, vazgeçme ise satıştan önce veya sonra sadece yazılı olarak yapılır.
11)
Ön
alım hakkının kullanılması prosedürü, satıcının satışı yaptığını noter
aracılığıyla diğer paydaşlara bildirmesi hâlinde 3 ay ve her hâlükârda 2 yıl
içerisinde alıcıya karşı dava açmaları şeklindedir. 2 yıllık süre satışın
yapılması anından itibaren başlayacaktır. 3 aylık sürenin ne zaman başladığı
tespit edilirken ihtarın paydaşlara ulaştığı değil bildirinin yapıldığı tarih
nazara alınacaktır.
12)
Bu
süreler hak düşürücü niteliktedir. Alıcı bildirimi yapmamış dâhi olsa 2 yıllık
sürenin dolmasıyla ön alım hakkının düştüğünün kabulü gerekmektedir.
13)
Bu
süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan davanın tarafı olan alıcı
zamanaşımını bir def’î olarak ileri sürmemiş olsa bile mahkemenin re’sen nazara
alması gerekmektedir.
14)
Ön
alım hakkı sahibi olan diğer paydaşlar böyle bir dava yoluna başvurdukları
takdirde satış bedelini ve tapu giderlerini tedbir olarak yatırmakla
mükelleftirler.
15)
Ön
alım hakkı hukukî niteliği itibariyle paylı mülkiyet hakkına dayalı yenilik
doğuran bir haktır. Bu bağlılık nedeniyle paydan ayrı olarak devredilemez.
16)
Ön alım hakkının kullanılması anından itibaren
hak sahibi ile muhatap arasında satıma benzer bir ilişki kurulmuş olur.
17)
Ön
alım hakkı kanundan doğabileceği gibi iradi olarak da doğmuş olabilir. Ancak
belirtmek gerekir ki kanundan doğan ön alım hakkı iradi olarak doğan ön alım
hakkına takaddüm edeceğinden kanunî olarak ön alım hakkına sahip olan kişi
öncelikli olacaktır.
18)
Kat
mülkiyetine ve kat irtifakına bağlı bağımsız bölümler üzerinde kanunî ön alım
hakkı kullanılmaz. Ancak bu bağımsız bölümün mülkiyeti paylı olarak kurulmuşa
kanunî ön alım hakkının varlığının kabulü gerekmektedir.
19)
Kanundan
doğan ön alım hakları taşınmazlar cihetinden geçerli olup taşınır mallar için
kanundan doğan bir ön alım hakkı ihdas edilmemiştir. Taşınmazlar haricinde
taşınmazlar gibi tapu kütüğüne tescil edilebilen sınırlı aynî haklar için de ön
alım hakkı kullanılabilmektedir. Örneğin irtifak hakları birer sınırlı aynî hak
ve tapuya tescili mümkün olup bu haktan birkaç paydaşın yararlanabilmesi
mümkündür. Bu hâlde paydaşlardan birisinin bu sınırlı aynî hakkını satışa
çıkartması hâlinde diğer paydaşın kanunî ön alım hakkına sahip olduğunun kabulü
gerekir.
20)
Tüm
paydaşların payını satması hâlinde ön alım hakkının kullanılabilirliği kabul
edilmez.
21)
Ön
alım hakkının kullanılabilmesi için satış veya satışa benzer şekilde trampa
veya takas işlemlerinin mevcut olması gerekmektedir. Bunun haricinde bağış veya
cebri icra gibi hâller varsa ön alım hakkı kullanılamaz. Fikret Eren’e göre
ihtiyarî açık artırmaya dayalı satışlarda ön alım hakkı kullanılabilmektedir.
22)
Ön
alım hakkının kullanılabilmesi için satışın 3. Kişiye yapılmış olması
gerekmektedir. Şayet satış paydaşlar arasında yapılacaksa satışın tarafı
olmayan paydaş ön alım hakkını kullanamayacaktır.
23)
Ön
alım hakkının kullanımının dürüstlük kuralına uygun olması gerekmektedir.
Örneğin fiili taksim yapılmışsa ve uzun yıllardan itibaren böyle bir kullanım
varsa (tarla) yahut daha önceden kendisine satış teklifi yapılmış ancak
reddetmiş olan alıcının daha sonradan ön alım hakkını kullanması dürüstlük
kuralıyla bağdaşmayacaktır.
24)
Ön
alım hakkı sahibi açmış olduğu ön alım hakkı davasını kazanırsa mevzubahis ilam
tescil için kurucu niteliktedir. Bunun akabinde tapuda yapılacak olan tescil
kurucu değil bildirici nitelikte olacaktır.
25)
Kanundan
doğan ön alım hakkı haricinde iradi olarak da bir ön alım hakkı sözleşmesi
yapılmış olabilir. Bu durumda bu ön alım hakkının 3. Kişilere karşı hüküm ifade
edebilmesi için tapuya tescilinin yapılmış olması gerekmektedir.
26)
Ön
alım hakkı tapu kütüğüne belli bir süreliğine geçerli olarak şerh edilmiş
olabilir. Bu ihtimalde ön alım hakkı bu süreler içerisinde hüküm doğuracaktır.
Her hâlükârda şerh, şerhin verildiği tarihten itibaren 10 yılı geçmesiyle tapu
müdürü tarafından re’sen silinecektir.
27)
Şerh
10 yılın üzerinde verilmiş olsa dâhi 10 yıllığına geçerli olacağının kabulü
gerekmektedir.
28)
Şerh
verilirken alıcının ön alım hakkını kullandığında hangi koşullar altında
alacağı belirtilmemişse alıcının şartlarında ön alım hakkını kullanması
gerekmektedir. Şartlar belirtilmişse bu ön alım hakkına nitelikli ön alım hakkı
denmektedir.
29)
Yasal
ön alım hakkında dair olan satıştan vazgeçme ve feragata ilişkin hükümler iradi
ön alım için de geçerlidir.
b)
İradi/Akdi Önalım Hakkı
30)
İradi
olarak ön alım hakkı tanınabileceği gibi aynı şerh prosedürünün izlenmesi
suretiyle alım ve geri alım hakları da tapuya şerh edilebilir.
31)
İradi
olarak ön alım hakkı tanıyacak sözleşmenin yapılmasında tezatlıklar
bulunmaktadır. Noterlik Kanunu bu sözleşmeyi resmi şekil şartına tabi kılarken
TBK m.237 ise bunu adi yazılı sözleşmeye tabi kılmıştır.
32)
İradi
olarak yapılan ön alım sözleşmesinin 3. Kişilere karşı ileri sürülebilmesi için
tapuya şerhi gerekmektedir. Bundan haseple yapılacak ön alım sözleşmesi
haricinde hakkı veren şahsın bu sözleşmeyi tapuya şerh edeceğine dair yazılı
şerh anlaşmasının yapılması gerekmektedir. Nitekim ön alım sözleşmesi tapuya
şerh edilmemiş olsa da yine geçerli olan bir sözleşmedir. Sadece 3. Kişilere
karşı ileri sürülemez hâlde olacaktır. Ancak sözleşmeyle bağlı kalmayıp ön alım
hakkını alıcıya kullandırtmayan satıcının (ki bu genelde bildirmeme yoluyla
olmaktadır) satıcıya karşı sözleşmeye aykırılıktan mütevellit sorumluluğu
doğacaktır.
33)
Kanundan
doğan ön alım hakkında olduğu gibi iradi ön alım hakkında da şerhin süresi
azami olarak 10 yıldır. 10 yılın dolmasıyla tapu müdürü şerhi re’sen
sileceğinden dolayı tarafların yeni bir şerh anlaşmaları yapmaları
gerekmektedir. Tapu müdürü şerhi silmiş olsa dahi ön alım sözleşmesi devam
ediyor ise satıcının ön alım hakkı sahibine karşı sözleşmeden doğan sorumluluğu
devam ediyor olacaktır.
34)
Kanundan
doğan önalım hakkında olduğu gibi iradi ön alım hakkında da bu hak dava yoluyla
alıcıya karşı kullanılmaktadır. Süreler, satışın yapıldığının bildirildiği
tarihten itibaren 3 ay ve her hâlükârda 2 yıl şeklindedir.
c)
Alım Hakkı
35)
Alım
sözleşmesiyle alıcı belirli bir süre içerisinde tek taraflı irade beyanıyla bir
satış sözleşmesi kurmaya yetkili kılınmaktadır. Sözleşmenin kurulmasıyla alıcı
bedeli ödeme külfeti altına girerken satıcı da tescil talebinde bulunma külfeti
altına girmektedir.
36)
Alım
sözleşmelerinin resmi şekil şartına bağlı olarak yapılmaları gerekmektedir.
Sözleşmenin taraflar arasında düzenlendikten sonra tapu siciline tescili mümkün
olmayıp sözleşmenin biz zatî tapu müdürlüğü tarafından düzenlenmesi
gerekmektedir.
37)
Alım
hakkı miras yoluyla veya 3. Kişilere devir yoluyla devre kabildir.
38)
Alım
hakkının kural olarak tapuya tescili zorunlu bir husus olmayıp tapuya tescil
edilirse 3. Kişilere karşı da ileri sürülebilir hâle gelmesini sağlamaktadır.
39)
Şerhin
geçerlilik süresi 10 yıldır.
d)
Geri Alım Hakkı
40)
Bir satış veya satışa benzer devir işleminin
yapılması akabinde devredilen eşyanın devredilen tarafından daha sonra tek
taraflı irade beyanıyla geri alabileceğine dair yetki veren hakka geri alım
hakkı denmektedir.
41)
Geri
alma hakkı yenilik doğuran kurucu bir haktır. Hak sahibinin bu hakkı
kullanmasıyla önceki işlemde alıcı olan şahıs malı devretme yükümlülüğü altına
girmektedir. Bu yönüyle alım hakkıyla benzerlik göstermektedir. Alım hakkında
nasıl ki hak sahibinin tek taraflı irade beyanıyla taraflar arasında satış
işlemi doğuyorsa geri alım hakkında da hak sahibinin tek taraflı irade
beyanıyla taraflar arasında satış işlemi doğmaktadır.
42)
Geri
alım hakkı ölüme bağlı tasarruflardan veya sözleşmelerden doğmaktadır.
43)
Geri
alım hakkı sözleşmesinin yapılması resmi şekil şartına bağlıdır. Sözleşmenin
dâhi resmi dairelerce düzenlenmiş olması gerekmektedir. Bu konuda yetkili makam
tapu daireleridir. Yargıtay’ın görüşüne göre Noterlerin de yetkili olması
gerekmektedir.
44)
Aleniyet
ilkesi gereğince geri alım hakkının 3. Kişilere karşı ileri sürülebilmesi için
tapuya şerh edilmiş olması gerekmektedir. Tapuya şerh edilmemişse sadece
sözleşmeye aykırılıktan dolayı taraflar arasında hüküm doğuracak ve iyi niyetli
3. Kişinin iyi niyeti korunacaktır.
45)
Geri
alım hakkı tapuya en fazla 10 yıllığına şerh edilebilmektedir. 10 yılın dolması
hâlinde taraflar yeni bir şerh anlaşması yapmazlarsa tapu müdürü şerhi re’sen
terkin ettirecektir.
46)
Geri
alım hakkı her ne kadar nispi bir hak olsa da 3. Kişilere karşı devri ve miras
yoluyla devri de mümkündür.