Taşınmaz malikinin sorumluluğu genel hatlarıyla TMK 730 ve devamında düzenlenmiştir. TBK 49,58, 69 ve 70 de ilgili kanun maddesiyle bağdaşır niteliktedir. TBK m. 69 kusursuz sorumluluğu ihdas ederken TMK m. 730 ise taşkın kullanımdan doğan sorumluluğu ihdas etmiştir.
2)
İlgili
kanun maddesine göre malik, taşınmazını kanunun mülkiyet hakkını kısıtlayıcı
normlarına aykırı şekilde kullanması hâlinde başkaları aleyhine doğacak veya
doğma tehlikesi bulunan zararlardan dolayı o kimselere karşı sorumlu olacaktır.
3)
Bunlardan
dolayı uygun bir bedelle tazminat yükümlülüğü doğacaktır.
4)
Taşınmaz
malikinin sorumluluğu, yapının imarındaki ayıplardan kaynaklanabileceği gibi
bakımlarının zamanında yerine getirilmemesinden de kaynaklanabilir. Bu durumda
yapı maliki ile intifa yahut oturma hakkı sahipleri doğan zararlardan
müteselsilen sorumlu olacaklardır.
5)
Sorumluluğun
zarar görene karşı müteselsil olmasının akabinde yapı maliki ile intifa yahut
oturma hakkı sahibi kişi arasında nasıl dağılacağı meydana gelen zararın
kaynağına ve önleme yükümlülüğünün kime ait olacağına göre değişiklik
göstermektedir. Gerçekten de örneğin meydana gelen zarar yapımdaki bir hatadan
kaynaklanıyorsa sonradan orayı işgal edenin sorumluluğunun olmaması gerekirken
bakım sorumluluğunun kullanma ve yararlanma hakkının kiracıya ait olduğu hâlin
ihmal edilmesinden kaynaklanıyorsa kiracı ile beraber malikin de sorumlu olması
gerekmektedir.
6)
Malikler
kendilerine ait taşınmazları kullanırken, yararlanırken veya tasarruf ederken
3. Kişilerin zarar görme ihtimalini düşünerek gerekli önlemleri almak
zorundadırlar.
7)
TMK
m.730 ile ihdas edilen sorumluluk tipi kurtuluş kanıtı getirilemeyen kusursuz
bir sorumluluktur. Taşkın kullanımdan kaynaklı olarak dava açabilmek için
malikin kusurunun olması gerekmez.
8)
Malikin kusuru olsa dâhi TMK 730’a göre dava
açılabilecektir. Malikin kusuru tazminatın hesaplanmasında rol oynayacaktır.
Malikin kusuruyla beraber zarar gören de kusurluysa hatta bu kusur illiyet
bağını koparacak derecedeyse malikin kusuru evleviyetle zarardan sorumludur. Ancak
malikin bir kusuru yoksa ve sadece zarar gören kusurluysa burada zarar görenin
kusuru kusursuz sorumluluktan önce geleceğinden maliğin sorumluluğu
kalmayacaktır.
9)
TMK
m.730 bir sebep sorumluluğudur. Malikin kanuna aykırı şekilde kullanımından
kaynaklı olarak bir zarar doğmuşsa diğer faktörler gözetilmeden sorumluluğun
doğacağı kabul edilmelidir.
10)
TMK m.730 gereği zarardan doğan
sorumluluğun malike ait olduğunu kabul etmek için taşınmaza komşu olan kişinin,
taşınmazın hukuka aykırı bir şekilde taşkın kullanılmasından illiyetle zarara
uğraması gerekmektedir.
11)
Tesadüfen
oradan geçenlerin uğradıkları zarardan dolayı TMK m.730’a değil TBK m.69’a
başvurmak gerekmektedir.
12)
Her
hâlükârda taşkın kullanımın zararı doğurmaya elverişli olması gerekmektedir. Taşkın
kullanımdan kasıt ödevlerin yerine getirilmemesi, kısıtlamalara aykırı hareket
edilmesi veya mülkiyet hakkının aşılarak kullanılmasıdır. Ancak tasarruf
hakkının kullanılmasından dolayı doğan zararlardan dolayı TMK m.730’a göre
hareket edilemez. Safi satış, devir işlemleri böyledir.
13)
Uygun
illiyet bağıyla zararın doğduğunun ispatı davacıya aittir. Ayrıca zarardan
kaynaklı olarak malikin sorumlu olabilmesi için illiyet bağının ortadan
kalkmamış olması gerekmektedir. Mücbir sebep, zarar görenin mutlak kusuru veya
3. Kişinin kusuru illiyet bağını ortadan kaldıran hâllerden dolayı olduğundan
bu hâllerde TMK m.730 malikin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
14)
Zarar
maddi olabileceği gibi manevi de olabilir.
15)
Maddi
zarar aktifin azalması olabileceği gibi pasifin artması şeklinde de
olabilmektedir. Genel olarak zarar veren hâller koku, duman, gürültü, yıkıntı
şeklinde olabilmektedir.
16)
Şahsın
taşkın kullanımı akabinde sorumluluğun doğacağı kanunda belirlendiği gibi
sözleşmeyle kararlaştırılabilir. Şayet ortada sözleşmeyle bir kararlaştırma
varsa TBK m.112’nin TMK m.730’dan evleviyetle uygulanması gerekmektedir.
17)
TMK
m.730 gereği sınırlı aynî hak sahipleri de malikle beraber sorumlu
olacaklardır. Ancak kiracılar TMK m.730 gereği sorumlu olmayacaklardır.
Kiracılar veya ödünç alanların taşkın kullanımlarından kaynaklı olarak malik
zarar görenlere karşı TMK m.730 hükmünce sorumlu olacaklardır. Ancak malik ile
kullanan kişi arasında akdi bir ilişki yoksa malikin sorumluluğu doğmayacaktır.
Görüşüm:
Zarar görenin TBK m.49’a başvurarak zararların tazminin kiracıdan veya
kullanandan talep edebilmeleri gerekir.
18)
Zamanaşımıyla
malik olma niyetiyle zilyet olanların da sorumlu olması gerekmektedir. Bunlara
karşı da dava yöneltilebilir.
19)
Taşınmazın
kamu kurumuna ait olması hâlinde kamu kurumu sorumlu olacaktır.
20)
Malikin
TMK m.730’a göre sorumlu olabilmesi için doğan zararla taşınmazın kullanım
amacına birbirine uygun olması gerekmektedir.
21)
Ayrıca
taşkın kullanımdan bahsedebilmek için zararın sorumlu olunacak taşınmazı geçip
başka bir taşınmazın üzerinde vuku bulmuş olması gerekmektedir. Şahsın kendi
arazisinde verdiği zarardan kaynaklı olarak TMK m.730 sorumluluğu
doğmayacaktır.
22)
TMK
m.730 gereği sorumluluğun doğması için zararın icraî yahut ihmali bir insan
davranışından kaynaklanması gerekmektedir. Ancak şayet sorumluluk kaçınma
şeklindeki bir ödevin yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanıyorsa burada TBK
m.69’a gitmek gerekmektedir.
23)
Davranışın
sürekli yahut tek seferlik olması mümkündür.
24)
Kural
olarak TMK m.730’daki sorumluluktan kaynaklı olarak dava açabilme hakkı
komşulara aittir. Ancak komşunun ne olduğu somut olayın şartlarına göre
değişebilmektedir. Gerçekten de somut olaya göre bazen zarar gören komşu ile
malik arasında 50 metre mesafe varken bazen 1 km olması (su akıtma) da mümkün
olabilir.
25)
Sınırlı
aynî hak sahipleri ve şahsi hakla kullanım hakkı elde edenler de zarar
görmüşlerse bu davayı açabilirler.
26)
Zarar
gören komşunun taşınmazı paylı mülkiyete tâbi ise paydaşlardan birisi davayı
açabilir ve korumadan tüm paydaşlar payları oranında yararlanırlar. Ancak
taşınmaz elbirliği mülkiyetine bağlıysa tüm maliklerin birlikte dava açması
gerekmektedir.
27)
Kural
olarak davada husumetin yöneltileceği kişi zararın doğduğu anda malik olan
kimse veya kimselerdir. Şayet birden fazla malik varsa husumetin hepsine karşı
yöneltilmesi gerekmektedir.
28)
Şayet
doğan zarar ana yapının bağımsız bir bölümünden kaynaklanıyorsa o bağımsız
bölüm malikinin sorumlu olması gerekirken; zarar ortak alanlardan
kaynaklanıyorsa tüm kat maliklerinin sorumlu olması gerekmektedir.
29)
TMK
m.730’dan kaynaklanan sorumluluk davaları taşınmazın aynına ilişkin davalardan
olmadıklarından dolayı dava değerine bakılmaksızın bu davaların nerede
açılacağı genel hükümlere göre belirlenecektir. Davanın davalının adresindeki
asliye hukuk mahkemesinde açılması gerekmektedir.
30)
Bu
zararlardan kaynaklı olarak zamanaşımı genel hükümlere bağlı olduğundan
zamanaşımı, zararın durduğu andan itibaren 2 yıl ve her hâlükârda 10 yıldır.
31)
TMK
m.730 zarar görene veya görme ihtimali altında olanlara belli davaları açma
yetkisi vermiştir. Bu davaların bazıları zarar gerçekleşmeden önce açılan
davalardır. Bazıları ise zarar gerçekleştikten sonra maddi zararın haricinde
tasarruf ve yararlanma hakkının yeniden tesisi için açılan davalardır.
32)
Bu
davalar sırasıyla; önleme davası, taşkın kullanımdan kaçınma davası,
taşkın kullanımın kaldırılması davası ve tespit davasıdır.
33)
Önleme davası henüz tehlike gerçekleşmeden önce
tehlikenin gerçekleşmesinin engellenmesi amacıyla açılmaktadır. Ancak HMK’ya
genel hâkim olan ilke hukukî yarar olduğundan hâkimin bu davanın kabulüne karar
verebilmesi için hukukî yararın mevcut olması yani tehlikenin ciddi bir boyuta
varmış olması gerekmektedir. Bu dava bir zamanaşımına bağlı olmayıp tehlike
devam ettiği müddetçe her daim açılabilir.
34)
Taşkın kullanımdan kaçınma davası esasında taşkın
kullananda bulunan yönünden bir değerlendirmedir. Geçmişte taşkın kullanımda
bulunmuş kişinin tekrardan taşkın kullanımda bulunma ihtimali varsa davacı
mahkemeden o şahsın taşkın kullanımda bulunmamasını emredilmesini talep
edebilir.
35)
Taşkın kullanımın kaldırılması davası ise taşkın
kullanımdan kaynaklı olarak bir zarar meydana gelmiş ve maddi değişiklikler
vuku bulmuşsa örneğin üst araziden su akıtılmış ve alt arazi bataklığa dönmüşse
alt arazi maliki toprağın kurutulmasını talep edebilir.
36)
Tespit davası ise taşkın kullanıma maruz kalmış olan
komşunun böyle bir taşkın kullanımın mevcut olduğunu mahkeme kanalıyla tespit
ettirmesiyle alacağı ilamı daha sonradan açacağı TMK m.730 gereği taşkın
kullanımdan kaynaklı açacağı tazminat davasında delil olarak kullanılmasını
sağlayabilir.
37)
Taşkın
kullanımın kaçınılmaz olduğu hâllerde hâkim taşkın kullanımda bulunan aleyhine
yerel adete uygun şekilde bir denkleştirme bedeline hükmederek zarar görenin
zararının tazmin edilmesine karar verebilir.
38)
Taşınmaz
mülkiyeti farklı şekillerle sona ermektedir. Burada mutlak kayıp ve nispi kayıp
ayrımı yapmakta fayda vardır. Mutlak kayıp hâlleri mülkiyetin herkes için sona
erdiği hâllerdir. Buna örnek olarak mülkiyet hakkının terkini ve arazinin
tamamen yok olması örnek verebilir. Unutulmamalıdır ki bu yok olma bir
süreklilik arz etmeli ve geri alınamaz olmalıdır.
39)
Nispi
kayıp ise mülkiyet hakkının sadece kaybeden kişi cihetinden sona ermesidir. Bu
hâllere örnek olarak satış ve satışa benzer devir işlemleri ile kamulaştırma
örnek verilebilir. (TMK 717)