Oturma Hakkı
6)
Bu
hak TMK m.823’te düzenlenmiştir. Bu hak da şahıs lehine kurulduğundan
mütevellit devri mümkün değildir. Aynı şekilde mirasçılara da intikal edilemez.
Bundan haseple ölüme bağlı tasarruflara konu edemeyeceği de barizdir.
7)
Bu
hakkın tesisiyle beraber hak sahibi kimse bir binadan veya onun bir bölümünden
konut olarak yararlanma yetkisine sahip olur.
8)
Oturma
hakkının bir şahsın kendisine hususî olarak özgülendiği belirtilmediği müddetçe
hak sahibi kimse oturma hakkının ailesi ve ev halkıyla birlikte
kullanabilmektedir.
9)
Oturma
hakkının tesisi şayet binanın bir bölümünün tamamından yararlanma yetkisi
veriyorsa hak sahibi kimse bu kısımların gerekli onarım ve yenileme
masraflarına katlanmakla yükümlüdür. Ancak bir bölümünden tamamen hak sahibi
kimse değil de malik de yararlanıyorsa bakım ve onarım giderlerine malik de
katlanmak zorundadır.
a)
Karma İrtifaklar
10)
Karma
irtifak hakları hem taşınmazlar üzerine hem de şahıslar üzerine
kurulabilmektedir. Bunlar intifa ve sükna hakkı dışında kalan irtifak
haklarıdır.
11)
Karma
irtifak hakları düzensiz irtifak haklarından sayıldıklarından mütevellit
düzenli irtifak haklarından farklı olarak devri mümkündür. Bu hususun aksinin
taraflarca kararlaştırılabilmesi mümkündür.
12)
Karma
irtifak hakları 3 farklı şekilde mevcudiyet bulabilmektedir. Bunlar; üst hakkı,
kaynak hakkı ve mecra hakkıdır.
13)
Üst
hakkı ve kaynak hakkı hem taşınmaz hem de şahıs üzerine kurulabilmektedir.
Mecra hakkı ise daha çok komşuluk hukuku kapsamında değerlendirilmektedir.
B1)
Üst Hakkı
14)
Üst
hakkının tesisiyle beraber hak sahibi kimse bir taşınmazın altında veya üstünde
yapı yapma veya mevcut bir yapıyı muhafaza etme yetkisi kazanmaktadır.
15)
Her
ne kadar mecralar da birer yapı sayılsalar da (elektrik direği vb.) bunlar sık
kullanımlarından kaynaklı olarak özel kanun hükümlerine tabi kılınmışlardır.
16)
Üst
hakkı kural olarak devredilebilen irtifaklardandır.
17)
Üst
hakkının tesisinde hakkın konusu malikin taşınmazının kendisi olabileceği gibi
o arsanın üzerindeki bir yapı da olabilmektedir. Düzensiz irtifaklarda düzenli
irtifakların aksine irtifak üzerine irtifak kurulabilmesi mümkündür. Yani üst
hakkının üzerine ayrıca bir üst hakkı tesis edilebilir.
18)
İrtifakın
genelliği ilkesinden mütevellit paylı taşınmazın payı üzerinde üst hakkı
kurulamayacaktır. Bu durumda üst hakkının kurulabilmesi için tüm paydaşların
aynı yönde irade beyanında bulunması gerekmektedir.
19)
Şahıs
lehine kurulan irtifak hakları satış vb. yahut miras / ölüme bağlı
tasarruflarla devir konusu olabilirken taşınmaz lehine kurulurken irtifakların
devri (eşyaya bağlı bir hakkın varlığından dolayı) ancak hakkın bağlı olduğu
taşınmazın devriyle mümkündür.
20)
Üst
hakkı sayesinde yapılan inşaatın maliki hakkın da sahibi olduğundan bu
inşaat/taşınmaz haktan bağımsız olarak devredilememektedir. Aynı şekilde
taşınmazın devredilmesi hâlinde de üst hakkı da beraberinde devredilmiş
olmaktadır.
21)
Üst
hakkı belli cihetlerden tasniflere tabi tutulmaktadır. Üst hakkı lehtarına göre
kişi lehine ve taşınmaz lehine şeklinde ikiye ayrılırken; devir hususuna göre
de devredilebilen ve devredilemeyen üst hakları şeklinde ikiye ayrılmaktadır.
22)
Devredilebilen
üst hakkı “en çok 30 yıl” süreyle belirli bir kişi lehine “devredilebilir
kaydıyla” kurulmaktadır. 22.5 yılın dolmasıyla 100 yıl daha uzatılabilir.
23)
Devredilebilen
diğer bir üst hakkı bu hakkın “en az 30 yıl” süreyle kararlaştırılmış hâli olan
sürekli üst hakkıdır. Sürekli üst hakları tapu kütüğüne taşınmaz olarak
kaydedilmektedirler.
24)
Sürekli
üst haklarının tescili için hak sahibinin talebi kâfidir. Devredilebilen bir
hak olmasından mütevellit tescilden itibaren hak sahibi kişi hakkını devre konu
edebilir.
25)
Üst
hakkı her ne kadar düzensiz irtifaklardan olsa da devredilemez üst haklarının
kararlaştırılması da mümkündür. Taraflar aralarında yapmış oldukları üst hakkı
anlaşmasına mevzu bahis hakkın devredilemeyeceğine dair hüküm koymuşlarsa
hakkın niteliği artık devredilemez üst hakkı şeklinde olacaktır.
26)
Üst
hakkı, intifa veya sükna hakkından farklı olarak kanunda müstakil bir tanzime
bağlı olmadığından mütevellit irtifakın kazanılmasına ve kaybedilmesine ilişkin
hükümler üst hakkının kazanılması ve kaybedilmesi cihetinden de geçerlidir.
27)
İrtifakın
kazanılmasına ilişkin hükümler de taşınmazların kazanılmasına ilişkin hükümlere
bağlı olduğundan genel olarak burada taşınmazın kazanılmasına ilişkin
hükümlerin uygulanacağını kabul etmek gerekmektedir.
28)
Üst
hakkının olağan veya olağan üstü zamanaşımı yollarıyla kazanımı da mümkündür.
29)
Üst
hakkının kurulması iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olmasından mütevellit
her iki tarafın da hakları ve borçları bulunmaktadır.
30)
Genel
olarak üst hakkının kurulmasıyla hak sahibi kimsenin sahip olduğu haklar;
· Yapı hakkı (inşaat
yapma, yaptığı inşaata malik olma, yaptığı inşaatı onarım hakkına sahip olma,
yapının tamamı üzerinde mülkiyet hakkına sahip olma, yapı üzerinde tasarruf
hakkına sahip olma (kiraya verme veya devretme), tapu kütüğüne tescil ettirme,
hakkı koruyucu kanun yollarına başvurma ve taraflarca kararlaştırılmışsa
hak sona erdiğinde yapının iadesinden mütevellit taşınmaz sahibinden ücret
talep etme (taşınmaz sahibine karşı ipotek yoluna başvurabilir) şeklindedir.
31)
Genel
olarak üst hakkının kurulmasıyla hak sahibi kimsenin sahibinin yükümlülükleri;
· Taşınmaz üzerinde
belli bir süreliğine kararlaştırılan üst hakkı gereğince irat bedelini ödeme
(taşınmaz maliki 3 yıllık irat bedelinin ipotek edilmesini talep edebilir, bu
irat bedeli üst hakkı devam ettiği müddetçe her zaman tescil edilebilir ve üst
taşınmaz cebri icraya konu olsa bile terkin olunmaz), şeklindedir.
32)
İrat
bedelinin tek seferde ödenmiş olması hâlinde ipotek talep edilemeyecektir.
33)
Taraflar
arasında üst hakkının devre konu olamayacağı kararlaştırılmamışsa bu hak
devredilebilir nitelikte olacağından hak sahibinin halefleri taraflar arasında
kararlaştırılan sözleşme hükmüyle bağlıdırlar.
34)
Hak
sahibi kimse komşuluk hukukuna uygun davranmak zorundadır.
35)
Genel
olarak üst hakkının kurulmasıyla taşınmaz sahibi kimsenin sahip olduğu haklar;
· Hak sahibinin
sözleşmeye uygun davranmasını isteme
· Hak sahibinin
sözleşmeye ağır biçimde aykırı davranması hâlinde hakkın süresi içinde iadesini
isteme
· İrat bedelinin
birden fazla seferde ödeneceği kararlaştırılmışsa 3 yıllık irat bedelinin
ipotek edilmesini talep etme
· İpoteğini
tescilini talep etme ve hak sahibi kimse bundan kaçınırsa kanun yollarına
başvurma şeklindedir.
36)
Genel
olarak üst hakkının kurulmasıyla taşınmaz sahibi kimsenin sahibinin
yükümlülükleri;
· Hak sahibi
kimsenin hakkını kullanmasına katlanma
· Hakkın
kullanılmasını engellememe
· Sözleşmede
kararlaştırılmış olması şartıyla hakkın sona ermesi hâlinde taşınmaz
üzerinde kalan üst taşınmaz için tazminat bedeli ödeme (bu husus sözleşmede
kararlaştırılmamış ve üst taşınmaz kalmaya devam etmişse taşınmaz sahibi ücret
ödemekle mükellef değildir) şeklindedir.
37)
Sözleşme
sona erdiğinde üst taşınmazın asıl taşınmazın malikine geçmesine hukukî dayanak
sağlayan kurum bütünleyici parçanın asıl eşyanın akıbetine bağlı olması
hususudur.
38)
Taşınmazın
yok olması, kamulaştırılması, tarafların anlaşması, hak sahibinin hakkından
feragat etmesi, sürenin dolmasından önce hak sahibinin sözleşmeye ağır aykırı
davranmasından mütevellit olarak taşınmaz sahibinin hakkın iadesini talep
etmesi, hakkın şahıs lehine kurulması ve devredilemeyeceğinin kararlaştırılması
hâlinde hak sahibi kimsenin ölmesi ve sürenin dolması hâlinde üst hakkı sona
ermektedir.
39)
Üst
hakkının sona ermesi taraflara hakkın tapudan terkinini talep etme hakkı
vermektedir.
40)
Taraflar
hakkın sona ermesi hâlinde ücreti mukabilinde üst taşınmazın asıl taşınmaz
malikine geçeceğini kararlaştırmışlarsa ve bu şart gerçekleştiğinde ödenmeyen
iratlar da bulunuyorsa ödenecek olan bu bedel ödenmemiş iratlara karşı güvence
konusunu oluşturacaktır.
41)
Taraflar
hakkın sona ermesi hâlinde ücreti mukabilinde üst taşınmazın asıl taşınmaz
malikine geçeceğini kararlaştırmışlarsa ve buna rağmen bedel ödenmemişse üst
hakkı sahibi kimse terkin edilen hak yerine aynı derece ve sırada bir ipoteğin
tesisini hakkın sona ermesinden itibaren 3 ay içerisinde talep edebilir.
B2)
Kaynak Hakkı
42)
Kaynaklar
TMK gereğince birer bütünleyici parça kabul ediklerinden mütevellit
kaynadıkları taşınmaza malik olan kimse bu kaynaklara da malik olmaktadır. Bu
kaynaklar asıl taşınmazdan bağımsız olarak kazanılamazlar. Ancak bu kuralın
istisnasını yeraltı suları oluşturmaktadır. Yeraltı suları kamu yararına ait
olduklarından arsaya malik olmak yeraltı suyuna da malik olduğu anlamına
gelmemektedir. Buna ilişkin olarak özel kanun hükümleri mevcuttur.
43)
Başkasının
taşınmazı üzerinde bulunan bir kayna üzerinde hak kurulması bir irtifak olup
ancak tapu kütüğüne tescil yoluyla kazanılmaktadır.
44)
Kaynak
hakkının tesisiyle beraber bir kimse başkasının arazisindeki yer altı suyunu
almaya ve onun kendi arazisine akıtılmasını talep etmeye hak kazanmaktadır.
45)
Kaynak
hakkı bir düzensiz hak olduğundan mütevellit aynı üst hakkında olduğu gibi
devrinin mümkün olmaması için tarafların bu hususta bizzatî olarak anlaşmış
olmaları gerekmektedir. Aksi hâlde bu hak devredilebilir ve mirasçılara
geçebilir.
46)
Kaynak
hakkının en az 30 yıl olarak kurulmuş olması hâlinde tapu kütüğüne taşınmaz
olarak kaydedilmesi gerekmektedir.
47)
Kaynak hakkının konusunu oluşturan yer altı sularının
taşınmaza malik olmakla malik olunamayan yer altı sularından tek farkı bu suyun
yer altından bir dış müdahale olmadan kendiliğinden çıkmış olmasıdır. Şayet bu
su müdahale olmadan yeryüzüne çıkıyorsa kaynak hakkının konusu olabilirken
çıkması için sondaj, kuyu vb. işlemler kullanılmışsa artık kaynak hakkının
konusu olamayacaktır.
48)
Kendiliğinden
arza çıkan su, asıl taşınmazın bütünleyici parçası olduğundan asıl taşınmaza
malik olan kimse suya da malik olmaktadır.
49)
Kaynak
irtifakının 2 farklı anlamı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi geniş anlam olan
kaynak irtifakında her türlü kaynak irtifakın konusu olabilmektedir. Bu kaynak
bazen maden olabileceği başka bir kaynak da olabilmektedir.
50)
Dar
anlamdaki kaynak ise dış müdahale olmaksızın arza çıkan sulardır. Bu kaynak
hakkının irtifak konusu hâline getirilmesiyle hak sahibi kimse bu suyun kendi
taşınmazına akıtılmasını talep etme hakkına sahip olmaktadır.
51)
Kaynak
irtifakı şahıs lehine kurulabileceği gibi taşınmaz lehine de kurulabilmektedir.
52)
Kaynak
irtifakı özel mülk üzerinde kurulabileceği gibi kamu mülkü üzerinde de
kurulabilmektedir.
53)
Bir
kaynak hakkı tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilmişse bunun üzerinde de bir
kaynak irtifakının kurulması mümkündür.
54)
Kaynak
irtifakının şahıs üzerine kurulması hâlinde devredilebilip devredilemeyeceği
taraflar arasında kararlaştırılacaktır. Şayet taraflar arasında
devredilemeyeceğine ilişkin olarak bir antlaşma yoksa bu irtifakın düzensiz bir
irtifak olmasından mütevellit devre kabil olduğunun kabulü gerekmektedir. Aynı
şekilde miras yoluyla da intikal edebilir.
55)
Kaynak
irtifakının taşınmaz lehine kurulması hâlinde irtifak hakkına sahip olabilmek
için taşınmazın da devredilmesi gerekmektedir. Bu kuralın istisnası irtifakın
30 yıldan uzun süreliğine kurulmuş olmasıdır. Şayet irtifak 30 yıldan uzun
süreliğine kurulmuşsa tapu kütüğüne bir taşınmaz olarak kaydedileceğinden
mütevellit bu bağımsız ve sürekli bir taşınmaz gibi tasarruflara konu
olabilecektir.
56)
Kaynak
hakkının kazanımı irtifakların kazanım şekline, o da taşınmazların kazanım
şekline bağlı olduğundan mütevellit bu irtifak hakkı tescil yoluyla, tescil
dışı ve zamanaşımı şeklinde 3 farklı yolla kazanılabilmektedir. Nitekim bu
kurallar taşınmazların kazanımlarına ilişkin olarak da uygulanmaktadır.
57)
Taraflar
aralarında kararlaştırmamış olmasalar bile kaynak irtifakının kurulmasıyla hak
sahibi taşınmaza girme, gerekli tesisatı yapma, tesisatı gerekli yerden
geçirme, tesisatın onarımını yapma ve gerekirse yenileme haklarına sahiptir.
58)
Taraflar
aralarında kararlaştırılarak kaynağın bakımını kimin üstleneceğine karar
verebilirler.
59)
Hak
sahibi kimse irtifak hakkı sayesinde kendi taşınmazına akıttığı suyun
mülkiyetini kazanmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus hak sahibinin
yalnızca akan suyum mülkiyetini kazanmış olduğu ve kaynağın mülkiyetinin hâlâ
kaynak sahibinde kalacağıdır.
60)
Hak
sahibi kimse bu hakkını gerek kaynak malikine gerek de 3. Kişilere karşı
koruyabilmek için gerekli kanunî yollara başvurma haklarına haizdir.
61)
Hak
sahibi bu hakkını kullanırken en az zarar verecek şekilde kullanması
gerektiğinden taşkın kullanımlarından TMK m.730’a göre sorumlu olacaktır.
62)
Hadim
taşınmaz maliki irtifak hakkı süresi devamı boyunca hak sahibinin taşkın
kullanımına karşı gerekli tedbirleri alma hakkına sahiptir.
63)
Hadim
taşınmaz maliki irtifak hakkı süresi devamı boyunca sözleşme gereği kullanım
ücreti talep etmeye ve taşkın kullanımdan kaynaklı doğan zararların telafisini
talep etme hakkına sahiptir.
64)
Hadim
taşınmaz maliki irtifak hakkı süresi devamı boyunca aşırı kullanımdan
mütevellit (fazla litre su akıtması) kaynağın iadesini talep edemez. Ancak
bunun için ek ücret talep etme hakkına sahiptir.
65)
Kaynak
üzerinde kurulan irtifak hakkı asıl taşınmaza tesir ettiğinden kaynak sahibi
kimse taşınmazını devrettiği vakit tarafların aralarında kararlaştırmış
oldukları hususlar da dahil olmak üzere eşyaya bağlı olan irtifak yükümlülüğü
de külli halefiyet kuralları gereğince devredilmiş olacaktır.
66)
Taşınmazlardan
birisinin tamamıyla yok olması, taşınmazlardan birisinin kamulaştırılması, hak
sahibinin terkini, şahıs üzerine kurulu kaynak irtifakında hak sahibinin ölümü
ve sürenin dolması hâllerinde kaynak hakkı sona ermektedir.
67)
İki
taşınmazın aynı malikte birleşmesi kaynak irtifakını sona erdirmemektedir.
68)
Yararlanan
taşınmazın bölünmesi hâlinde her taşınmaz için kaynak irtifakı hakkı devam
etmektedir. Yüklü taşınmazın bölünmesi hâlinde ise her taşınmazın sorumluluğu
devam etmekle beraber kaynak sadece bir parselden çıkıyorsa diğer parsel
malikleri irtifakın terkinini talep edebilirler.
69)
Kaynağın
kuruması irtifakı re’sen sona erdirmese de bu husus taraflara terkini talep
etme hakkı vermektedir.
70)
Aynı
üst hakkında olduğu gibi kaynak irtifakında da hakkın sona erdiğinde geriye
kalan eşyanın ne olacağı tarafların aralarında kararlaştırdıkları sözleşmeye
göre belirlenecektir.
B3)
Mecra Hakkı
71)
Elektrik,
gaz, su gibi akıcı şeylerin iletim ve dağıtım amacıyla kullanılan teknik
tesisata mecra denmektedir.
72)
Teleferik
bir sinyal dalgası taşıdığından mütevellit elektrik taşıyan sistem kapsamında
kalmadığından mecra hakkı kapsamına girmemektedir.
73)
Mecra
hakkı sahibine taşınmazın altından veya üstünden elektrik, su ve gaz gibi akıcı
iletim ve dağıtımı için tesisat kurma ve kullanmak yetkisi veren bir irtifak
hakkıdır.
74)
Mecra
hakkı; bağımlı mecra, transit mecra ve kanunî mecra – akdî mecra olmak üzere
4’e ayrılmaktadır.
75)
Bağımlı
mecralar arazinin altında veya üstünde o araziye hizmet için kurulan mecradır.
Bunlar taşınmazın bütünleyici parçası sayıldıklarından akıbetleri taşınmaza
bağlıdırlar.
76)
Transit
mecra ise bir araziden başka bir araziye hizmet etmek için kurulan mecradır.
77)
Kanunî
mecra komşuluk hukukuna dayanarak kanun hükmünden doğan mecralardır. Tarafların
kanunî yola başvurmayıp bu mecraları taraf iradeleriyle de mevcudiyet
kazandırmaları mümkün olduğundan aynı mecra konuları akdî mecra olarak da
anılabilirler.
78)
Mecra
hakkının kurulması diğer irtifaklardan farklı olarak noterce düzenlenecek
sözleşmeyle de mümkündür. Bu husus için bir ayrıma gidilmesi gerekmektedir.
Şayet kurulacak mecra dışarıdan göz ile gözüküyorsa noterce düzenlenecek bir
sözleşme ile mecra hakkının kurulması mümkün iken kurulacak mecranın yer
altından geçmesi hasebiyle göz ile gözükmemesi hâlinde irtifak sözleşmesinin
tapuda düzenlenmesi gerekmektedir.
79)
Gözle
görülen mecranın hakkı tescilden önce kazanılmaktayken gözle görülmeyen
irtifakların kazanımları yalnızca tescil ile mümkündür.
80)
Kat
mülkiyetine bağlı bağımsız bölümler üzerinde de mecra tesis edilebilir. Bu
husus özellikle internet kablolarının veya anten kablolarının geçmesi hâlinde
böyledir.
81)
Mecra
hakkının üst hakkı ve kaynak hakkında olduğu gibi taşınmaz lehine kurulması
mümkün olduğu gibi şahıs lehine kurulması da mümkündür.
82)
Mecra
hakkının bir irtifak hakkı olmasından mütevellit kazanılması diğer irtifaklarda
da olduğu gibi bir illiyete dayanmalıdır. Bu illiyet tarafların aralarında
yapmış oldukları irtifak sözleşmesidir.
83)
Mecra
hakkını tescil dışı kazanım hâlleri de mevcuttur. Tescil yoluyla kazanımdan
farklı olarak mecra irtifakı, kazanım tarafların ortak iradesine değil kanun
hükmünden de doğabilir. Bu husus TMK m.744’te düzenlenmiştir.
84)
Kanunî
mecra hakkına sahip olmak isteyen hak sahibinin evvela kabul etmesi gereken
şartlar vardır. Bunlar;
· Malikin uğrayacağı
zararların tamamının önceden karşılanması
· Transitin
yapılacağı tesisatın başka yerden geçirilmesinin olanaksız kalması
· Tescil
bedellerinin hak sahibi tarafından karşılanması şeklindedir.
85)
Mecra
hakkının zamanaşımı yoluyla da kazanılması mümkündür.
86)
Mecranın
hadim taşınmaz üzerinden geçen kısmı arazi malikine değil mecra hakkı sahibine
aittir.
87)
Mecra
hakkı sahibi mecrayı amacına uygun kullanmaya, denetlemeye, onarım ve bakımda
bulunabilmeye ve hadim taşınmaza gerekli araç ve gereçli sokma haklarına
ehildir.
88)
Mecranın
bakım ve onarımının kime ait olacağı taraflar arasında kararlaştırılabilir.
89)
Mecra
hakkı sahibi mecra ücretini sözleşmede öngörüldüğü gibi ödemekle, hadim
taşınmaz mâlikinin menfaatlerini gözetmekle ve şartların vuku bulması hâlinde
taşkın kullanımdan kaynaklı olarak gerek hadim taşınmaz malikine gerek de 3.
Kişilere karşı taşkın kullanımdan kaynaklı olarak sorumlu olmakla mükelleftir.
90)
Mecra
hakkı sahibi sözleşmenin devamı süresi boyunca değişen şartlar nedeniyle
gerekirse mecranın yerinin değiştirilmesini talep edebilmektedir.
91)
Özellikle
kusurdan kaynaklanan nedenler başta olmak üzere hadim taşınmaz malikinin de
giderlere katlanması mümkün olabilmektedir.
92)
Hadim
taşınmaz maliki mecra irtifakı süresi devamı boyunca hak sahibi kimsenin
haklarını kullanmasına katlanmakla mükelleftir.
93)
Kaynak
hakkından farklı olarak taşınmazların mülkiyetinin aynı kişide birleşmesi mecra
hakkını sona erdirmektedir. Bunun haricinde genel olarak taşınmaz lehine
kurulan irtifak haklarını sona erdiren nedenler mecra hakkını da sona
erdirmektedir.
A)
Rehin Hakları
B1)
Taşınmaz Rehni
94)
Rehin
hakkı; bir alacağın, taşınır veya
taşınmaz belli bir eşyanın rehin altına alınarak alacağın temin edilmemesi
hâlinde devletin yetkili organlarıyla sattırılıp paraya çevrilmesi yoluyla
güvence altına alınmasını sağlayan aynî bir haktır. Bu husus TMK m. 850 ve 938
arasında düzenlenmiştir.
95)
Rehin
hakkı aynî nitelikte bir hak olmasından mütevellit tapu kütüğün tescili
mümkündür.
96)
Kural
olarak alacaklılar arasında denge olsa da rehin bu kuraldan sıyrılmaktadır.
Gerçekten de rehin öncelikli bir alacak olup diğer alacaklardan evleviyetle
tahsil edilmektedir.
97)
Rehin
alacağının paraya çevrilmesinde borç tamamen kapanmazsa borçlunun kişisel
sorumluluğu devam etmektedir. Başkası yerine malını rehin edenler için durum
böyle değildir. A, B’nin borcu için taşınmazını rehneder ve rehin satışa
çıkmasına rağmen borç kapanmazsa B’nin kişisel sorumluluğu devam ederken A’nın
rehin konusu malı verdiği için sorumluluğu kalmamaktadır.
98)
Taşınır
rehinler hariç diğer rehin haklarında rehin hakkı sahibi rehin malını
zilyedinde bulunduramaz. Bir ev üzerinde rehin hakkı kurulmuş olsa bile evin
maliki devir hariç diğer tasarruf haklarında bulunmaya ehildir. Kiraya
verebilir veya üzerinde intifa hakkı kurabilir.
99)
Rehin
hakkına sahip olan kimse bu hakka dayanarak eşyayı kullanamaz. Hukukî yahut
fiziki semerelerinden yararlanamaz. Ancak bu semereler de rehin kapsamına
girmektedir.
100)
Malikin
kendi taşınmazını kendi lehine rehnettirmesi de mümkündür. Bu duruma örnek
olarak kendi kredisi için kendi evini rehnettirmeis örnek verilebilir.
101)
Paylı
mülkiyete dayalı mallarda her paydaş kendi payını müstakil olarak
rehnedebiliyor olsa da elbirliğine dayalı mallarda malın rehnedilebilmesi için
her bir ortağın müşterek hareket etmesi gerekmektedir.
102)
Rehin
konusunu oluşturan malın borçluya ait olması bir zorunluluk değildir.
Başkasının borcu için bir kimsenin kendi malını rehnetmesi de mümkündür. İrat
senetleri bu kuralın istisnasını oluşturmaktadır. Bu durumda taşınmazın
borçluya ait olması gerekmektedir.
103)
Kural
olarak rehin hakkı kullanılmamakla zamanaşımına uğramamaktadır. Taşınırlar
yönünden kurulan rehinlerde ise asıl alacak zamanaşımına uğramış olsa bile
alacaklı TBK m.159 uyarınca taşınırı paraya çevirme hakkına sahiptir. Bu husus
aynı zamanda rehnin asıl alacağın varlığına bağlı olduğu kuralının da
istisnasını oluşturmaktadır. Gerçekten de kural olarak asıl alacağın herhangi
bir şekilde sona ermesi hâlinde rehin de sona ermektedir.
104)
Rehin
hakkı alacak hakkına dayandığından ve bağlı olduğundan mütevellit alacak
hakkının başka bir kişiye devredilmiş olması hâlinde rehin hakkı da devralana
geçmiş olacaktır.
105)
Rehin
hakları kaynağına göre kanunî ve iradî rehin hakları olarak ikiye ayrılırken;
konusuna göre ise taşınırlar üzerinde, taşınmazlar üzerinde ve haklar üzerinde
olmak üzere 3’e ayrılmaktadır.
106)
Rehnin
taşınmaz üzerinde kurulması hâlinde borç ödenmez ise taşınmaz devlet eliyle
sattırılır. Bu vazifeyi icra daireleri yerine getirmektedir.
107)
Taşınmaz
rehni bağımsız bölüm gibi kat mülkiyetine bağlı mallar olabileceği gibi tapu
kütüğüne tescil edilebilen bağımsız ve sürekli haklar da olabilmektedir. Buna
örnek olarak en az 30 yıllığına tescil edilmiş üst hakkı örnek verilebilir.
108)
Taşınmaz
rehni 3 farklı şekilde olabilmektedir. Bunlar; ipotek, ipotekli borç senedi ve
irat senedidir.
109)
Taşınmaz
rehninde 3 farklı ilke bulunmaktadır. Bunlar belirlilik, sabitlik ve teminat
ilkeleridir.
110)
Belirlilik
ilkesi kendisini hem alacakta hem de taşınmazda göstermektedir.
111)
Belirlilik
ilkesi gereğince taşınmaz üzerinde rehin hakkı kurulurken hem hangi taşınmaz
üzerinde rehin kurulduğu hem de rehnin matuf olduğu borcun ne kadar olduğu
belli olmalıdır.
112)
Alacak
miktarının ne kadar olduğunun belirsiz olduğu veya tapu kütüğüne yazılmadığı
rehin geçerli değildir.
113)
Rehin
hakkının bir taşınmaza yönelik kurulması hâlinde taşınmaz daha sonradan bölünse
bile her parsel üzerinde rehin hakkı devam edecektir.
114)
Bir
borç için birden fazla taşınmazın rehnedilmesi de mümkündür. Bu durumda rehin
sözleşmesi kurulurken her bir taşınmaz için ne kadar rehin sorumluluğu
getirildiğinin de belirtilmesi gerekmektedir.
115)
Bir
borç için birden fazla taşınmazın rehnedilmesi kararlaştırılmış ve hangi
taşınmazın ne kadar miktarla kefil olacağı taraflarca kararlaştırılmamışsa tapu
dairesi oran orantı ilkesi içerisinde dağılımı yapar.
116)
Taşınmaz
rehnine hâkim olan bir diğer ilke de sabit derece ilkesidir. Bu ilkeye göre bir
taşınmaz birden fazla rehine konu edilmişse bu taşınmaz derece denen farazi
kısımlara ayrılır. Misal 100k değerindeki arazi 40k, 30k, 20k ve 10k’lık
rehinlere konu edilmişse 40k’lık rehin 1. Dereceden olurken 10k’lık rehin 4.
Dereceden olmaktadır. 40k’lık rehinin borcunun ödenmesi hasebiyle rehin ortadan
kalksa bile 30k’lık rehin artık birinci derece rehin olmayacaktır
(Kendiliğinden ilerleme sistemi kabul edilmemiştir. Kendiliğinden ilerleme
sistemi ancak bunun tapu dairesince düzenlenmesine ve şerh verilmesine
bağlıdır). Malik dilerse 40k’lık ayrı bir 1. Derece rehin tesis edebilecektir.
117)
TMK’da
sabit derece sistemi benimsendiğinden mütevellit bir derecenin boş kalması
diğer derecelere tesir etmemektedir.
118)
Boşalan
1 derecenin içerisinde birden fazla dereceli rehin kurulabilmesi mümkündür.
İlerleme ilkesi kabul edilmediğinden mütevellit bu işlem için diğer rehin hakkı
sahiplerinin rızası aranmamaktadır.
119)
İlerleme
ilkesi kabul edilmediğinden mütevellit bir derecenin boşalması diğer
derecelerin değerini artırmamaktadır.
120)
TMK
872, 877 ve 878 sabit derece sisteminin istisnasını oluşturmaktadır.
121)
Taşınmaz
rehnine hâkim olan son ilke ise teminat ilkesidir. Bu ilkeye göre rehin konusu
eşya alacak hakkı olarak ve ayın hakkı olarak kapsayıcı olmalıdır.
122)
Taşınmaz
üzerinde kurulan rehin vasıtasıyla sadece taşınmaz üzerinde değil eklentileri
ve bütünleyici parçaları üzerinde de rehin hakkı kurulmaktadır.
123)
Kira
bedellerinin rehnin kapsamına girilebilmesi için icra takibinin başlatılmış
olması veya borçlunun iflasının ilanının yapılmış olması gerekmektedir.
124)
Taşınmaza
rehne konu edilmesiyle beraber asıl borç, takip giderleri, gecikme faizi, varsa
sözleşme faizi, olağan koruma giderleri ve zorunlu masraflar güvence altına
alınmaktadır.
125)
Rehin
anlaşması yapıldıktan sonra gerek malikin kusurundan gerekli malikin kusuru
harici nedenlerden mütevellit rehin konusu eşyanın değerinin azalması
yaşanabilmektedir. Rehin hakkı sahibi olan kimsenin bu duruma karşı belli
başvuru imkanları bulunmaktadır. Bunlar genel olarak;
· Malikin kasten
rehin değerini düşürücü hareketlerine karşı hâkimden gerekli müdahalede
bulunmasını talep etme, güvence talep etme eski hâle getirilmesini talep etme,
kısmî ödemede bulunmasını talep etme; malikin kusurunun bulunmadığı hâllerde
gerekli önlemleri alma, parçalanma hâlinde meydana gelen oransal ipotek
dağılımını kabul etmeme akabinde 1 ay içinde başvuruda bulunma şeklindedir.
126)
Alacaklının
bizzat merhunu paraya çevirme yetkisi bulunmadığından dolayı İİK m. 145’e göre
rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurması gerekmektedir.
127)
İpotekle
güvence altına alınan borç için ihtiyati haciz kararı verilemez.
128)
Borç
zamanında ödenmezse merhun alacaklının olacaktır şeklinde anlaşma yapılamaz.
129)
Bir
borç için birden fazla taşınmaz ipotek edilmiş ise alacaklının hepsinin paraya
çevrilmesinin talep edilmesi gerekmektedir. Bu durumda icra dairesi gerektiği
kadarını paraya çevirecektir.
130)
Rehin
hakkının tesisi eşyanın devrine mânî değildir. Ancak rehin yükümlülüğü de
eşyayla beraber yeni malikine geçecektir.
131)
Rehin
hakkının tesisinden sonra eşya üzerinde başkaca sınırlı aynî hak
kurulamayacağına dair yapılan sözleşmeler geçersizdir. Ancak bunlar rehin
hakkıyla bağdaşmıyor ve alacaklının rızası olmadan rehin hakkından sonra
kurulmuşlarsa rehnin paraya çevrilmesi sırasında terkin edilirler.
132)
Şayet
birden fazla kişinin hakkı terkin edilmişse ilk sınırlı aynî hakkı tesis eden
kişilerin daha sonradan sınırlı aynî hakkı tesis eden kişilere karşı terkinden
dolayı ücret talep etmede öncelikleri vardır.
133)
Nitekim rehin hakkı rehnin paraya
çevrilmesinde de tüm alacaklara karşı evleviyetle uygulanmaktadır.
134)
Rehin
paraya çevrildiği vakit aynı sırada olan alacaklılar alacak miktarlarının
oranlarına göre satıştan pay alırlar.
135)
Kanunda
öngörülen hâllerin saklı kalması kaydıyla rehin hakkı tapu kütüğüne tescil ile
doğmaktadır.
136)
Mülkiyetin
kazanılmasından farklı olarak rehin hakları zamanaşımıyla veya mahkeme
kararıyla TMK m.705 kazanılamamaktadır.
137)
Rehnin
başka taşınmaz üzerine geçmesi ve borçlunun taşınmazı rehinden kurtarması rehni
sona erdiren hâller arasındadır.
B)
İpotek
138)
İpotek
rehin hakkının özel bir görünümüdür.
139)
İpotek
hakkının tesisiyle beraber hak sahibi kimse şarta bağlı dahil herhangi bir
alacağını ifa edilmeme ihtimaline karşı güvence altına almaktadır.
140)
İpotek
hakkının rehin hakkının özel bir görünümü olmasının nedeni yalnızca taşınmaz
mallar üzerinde kurulabiliyor olmasından kaynaklanmaktadır.
141)
Bir
alacak hakkı üzerinde ipotek tesis edebilmek için o alacak hakkının doğmuş,
mevcut olması şart değildir. İleride doğması kesin gözüyle bakılan bir alacak
hakkı için de ipotek tesis edilebilmesi mümkündür.
142)
Genel
rehin hakkı hükümlerinde olduğu gibi ipotekte de ipotek edilen malın bizzatî
olarak borçlunun mülkiyetinde bulunması bir zorunluluk değildir. Ancak borcun
ödenmemesi hâlinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurulacaksa alacaklının
hem borçluya karşı takip hem de ipoteğe karşı takip başlatması gerekmektedir.
143)
İpotek,
feri nitelikte bir hak olduğundan asıl borcun sona ermesi hâlinde ipotek de
sona ermektedir.
144)
İpotek,
taşınmazlar üzerinde kurulduğundan borcun devredilmesi hâlinde yahut taşınmazın
devredilmesi hâlinde beraber yeni hak sahibine yahut yükümlüsüne
geçmektedirler.
145)
Borçlu
alacağın ifasına karşı sürebileceği tüm defileri ipoteğin paraya çevrilmesine
karşı da ileri sürebilmektedir. Asıl borcu ödeyerek ipoteğin paraya
çevrilmesini engellemek kesin yoldur.
146)
İpotek
hakkı tedavüle elverişli olmadığından kıymetli evrak gibi senede bağlanamaz.
147)
İpotekler
anapara ipoteği ve azami ipotek şeklinde ikiye ayrılmaktadırlar. Anapara
ipoteğinde (faizler ve yargılama giderleri vb. hususlar dahil) bir miktar para
bir taşınmaz üzerinde ipotek ettirilirken azami ipotekte taşınmazın sağlayacağı
ipotek tapuda gösterilir ve henüz miktarı belli olmayan alacak bu ipotek
miktarından karşılanmaktadır. Daha sonradan ortaya çıkan alacak miktarı ipotek
miktarından fazlaysa bu kısım ipotekten karşılanmaz ancak bireysel sorumluluk
devam eder.
148)
Azami
ipotekte evleviyet ana paraya ilişkindir. Azami ipotek miktarı ana parayı
karşılamıyorsa yan giderler bireysel sorumluluk kısmında kalmaya devam
edecektir. Yan giderlerin azami ipotek kapsamına girebilmesi için evvela ana
paranın azami ipotekten az olması gerekmektedir.
149)
İpotekler
tarafların müşterek iradelerinden kaynaklanabileceği gibi kanundan da
kaynaklanabilmektedir.
150)
İpoteklerin
ölüme bağlı tasarruflara konu edilebilmesi de mümkündür.
151)
Kanunî
ipotekler tescile tâbi olan ve olmayan şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Tescile
tabi olmayan kanunî ipotekler genellikle başka bir rehnin varlığından kaynaklı
olarak alacak hakkı sahibine ipotek hakkı tanıyan haklardır. TMK 865/3, 867/2
ve TMK 876 buna örnektir.
152)
Tescile
tâbi kanunî ipoteklerin ise kazanımları için tescili gerekmektedir. Bu
ipoteklerin hukukî illiyeti kanun hükmü olduğundan tarafların ayrıca sözleşme
yapmalarına gerek bulunmamaktadır.
153)
Tescile
tabi ipotekler sıralarını tescil tarihlerine göre almaktadırlar.
154)
Tescilin
mülkiyetin naklinden itibaren 3 ay içerisinde yapılması gerekmektedir.
155)
Tescile
gerek duyan ve kanundan doğan ipotekler muhtelif kanunlarda
düzenlenmişlerdir. TBK 613, KMK 22 ve
TMK 893 bunlara örnektir.
156)
Uygulamada
en çok karşılaşılan ipoteklerden birisi de yapı alacaklısı ipoteğidir.
157)
Yapı
alacaklısında ipotek hakkı sahibi bir yapının yapılması için malzeme
verebileceği gibi vermeyebilir de. Bu tarafların aralarında kararlaştıracakları
bir husustur. Ancak malzeme verilmemesi hâlinde yapının yapılması için emek
verilmesi gerekmektedir.
158)
Bu
ipotek hakkının tescilini talep edebilecekler yüklenici, alt yüklenici veya
zanaatkârlardır. Bu ipotek hakkını somut bir olaya tatbik etmek gerekirse A, B
ve C, D’ye ait taşınmaz üzerinde 4 katlı bir apartman inşaatında işçi olarak
çalışmaktadırlar. Verdikleri işçilik emeğinin karşılığını alıp alamayacakları
şaibeli olduklarından mütevellit bu 3 kişi, yapılacak inşaat üzerinde kendi
lehlerine ipotek hakkı tesis edilmesini TMK 893/3’e göre talep
edebileceklerdir.
159)
Bu
kişiler ipotek haklarını farklı tarihlerde tescil ettirmiş olsalar bile aynı
sırada sayılmaktadırlar.
160)
Tescili
talep süresi çalışmaya yahut malzeme verdikleri süreden itibaren başlamaktadır.
Tescil talebi en geç yapının tamamlanmasından itibaren 3 ay içerisinde ileri
sürülmelidir.
161)
Tescil,
malik tarafından kabul edilebileceği gibi mahkeme kararıyla da
kurulabilmektedir.
162)
İnşa
edilen yapı satılmasına rağmen zanaatkârlar ve yüklenicilerin ücretlerinin
tamamını karşılamazsa eksik kalan kısım, ipotek hakkı elde eden önceki
alacaklıların (taşınmaz üzerindeki rehin vb.) payına düşen satış bedelinden
arsa payının çıkarılmasından kalan ücret ile karşılanmaktadır.
163)
Tapu
kütüğüne tescil edilmemiş olan ipotek geçerli değildir.
164)
Usulsüz
tescile rağmen güvence altına alınan alacak iyi niyetli 3. Kişiye devredilmiş
ise bu kişi hem alacağı hem de ipotek hakkını kazanmış olacaktır. Ancak bunun
için hukuka uygun bir alacak hakkının varlığı şarttır.